Çalışanlarla ilişkiler

08 Aralık 2015 Salı - 15:15
Kategori: Makale

PAYLAŞ

Ülkemizde ve özellikle de sektörümüzde çalışanlarla yöneticiler veya işverenler arasındaki ilişkilerin ne derece kötü olduğunu hepimiz biliyoruz. Bilinen en önemli gerçek ise bu durumun daha uzun süre düzelemeyeceği, çünkü görünen o ki pozitif bir şirket kültürünün yerleşmesi uzun süre alıyor. Yani kısaca; kurumsallaşmaya giden yollardan birisi.

Yüksek oranda sermaye gerektiren bir endüstride çalışıyoruz. Kar zarar hesaplarımızdaki maliyet rakamlarından biri ise çalışanlarımız oluyor. Muhasebe açısından ise bir şirketin çalışanları en değerli paraya çevrilebilen varlıklar değildir. Ancak tartışılmaz bir biçimde çalışanların biri başarılı diğeri başarısız iki, firma arasındaki farkı ortaya koyan en önemli etken oldukları da açıktır. Bundan da anlaşılıyor ki eğer çalışanlarınızı iyi tanırsanız, nasıl düşünüp davrandıklarını bilirseniz, onları iş konusunda nasıl etkileyebilirseniz bunun faydasını yine siz görürsünüz.

Bu konunun uzmanlarına göre; ilk olarak belirlememiz gereken şey iş yapma kültürümüz, yani insanların bir şirketin kurallar bütünlüğü içindeki davranışları. Bu davranışların oluşturulması uzun sürer ama kırılmaları da o denli kısa sürede olur. Bu demektir ki; eğer yönetici pozisyonundaysanız bu kültürdeki belirgin kaymaları kısa sürede göremezsiniz. Tecrübeler belirgin, pozitif yeni davranış oluşumlarının ancak 18 aylık bir süre sonunda kendini gösterdiği yönünde. Ama bunların bir organizasyon içinde betonlaşmaları genelde beş yılı alıyor.

İnsanların kolaya ve kötüye daha çabuk alıştıkları bir gerçek. İşte bu hataya düşüldüğünde kötü kişilikler ortaya çıkar ve iyi diye adlandırdığımız başarılı şirketler bile iki - üç yıl içinde başarısız şirketlere dönüşebilirler.

Bu konuda bizi yönlendirecek ana konulardan önce, daha önemli bir unsur var; kültür ki maalesef ülkemizin en büyük zaaflarından. Adını ne koyarsanız koyun; kültür, mentalite veya ahlak. Bunlar olursa ancak o zaman “ İş Kültürü“ hakkında konuşabiliriz. Tabi daha öncesinde bir de  “İş Ahlakı” denen bir unsur var. Eğer bütün bunları başta siz olmak üzere başarabilirseniz ekibinizin motivasyon ve işe odaklanma düzeyi piyasa ortalamasının çok üzerinde demektir. Tebrikler başardınız, siz artık gerçekten kurumsal bir firma yöneticisi veya sahibisiniz. Peki bu noktaya gelmek için gerekenler nedir? Bir işin yönetilme şeklinde yeterli miktarda öngörülebilir değerler olmalıdır ki insanlar devamlı şaşkınlığa sürüklenmesinler. Yani temel olarak belli derecede bir istikrar gereklidir. İnsanlar istikrar için yanıp tutuşurken aynı zamanda keşfetmeyi de sever. Proje çalışmalarında görevlendirilme fırsatı, yeni oluşumlara katılmanın heyecanı ve yeni çalışanların kabulü de belirli bir role bürünmüş çalışanın kendini canlı hissedebilmesi için önemli unsurlardır.

İnsanlara önemli olduklarını hissettirecek biçimde davranın. Üst düzey yöneticilerin bir ofis, depo ya da işle ilgili herhangi bir yere girip de orada çalışan insanların varlığını aldırmaz şekilde davranmalarını hala anlayabilmiş değilim.

Bir ailenin parçası olmayı istiyoruz. Eğer değer verildiğimizi hisseder ve karşılığında biz de çevremizdekilere aynı değeri verirsek işe çok daha içten odaklanabiliriz.

İnsanlara ellerinden gelenin en iyisini ortaya koyabilmeleri için fırsat tanımak ve eğitim öğrenimi yapılan işin bir parçası haline getirmek.

Bunları doğru biçimde uygulayan şirketlerde personelle ilişkiler çok daha açık yürür. Başarılı işyerleri insanlara insan olarak değer vermeye ellerinden geldiğince önem verirler.

Çok hoşuma giden bir söz var 'Yöneticiler hak ettikleri çalışanları alırlar'.

Ne kadar da doğru bir söz. Eğer çalışanlarınızdan şikayetçiyseniz, ilk önce kendinizi değiştirin.

Etiketler:

Yorumlar

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Giriş Yap