İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Kordel, doğal taşın yapı sektöründeki vazgeçilmez olduğu vurgulayarak; sürdürülebilirlikten dayanıklılığa, enerji tasarrufundan çevresel faydalara kadar, birçok avantaj sunduğunu belirtti.
Doğal taşın, karbon ayak izini düşüren ve uzun ömürlü yapısıyla çevre dostu bir malzeme olduğuna vurgu yapan İMİB Yönetim Kurulu Üyesi Nejat Kordel, “Tarih boyunca dayanıklılığını kanıtlamış olan bu yapı malzemesi, depreme ve yangına karşı yüksek direnç sunarken, geri dönüştürülebilir yapısıyla da ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlıyor” dedi. Finansmana erişim ve ruhsat süreçlerinin iyileştirilmesiyle sektörün daha da güçleneceğini vurgulayan Kordel, doğal taşın ekonomik ve estetik avantajlarına da dikkat çekerek, “Bu değerli malzemenin daha fazla kullanımı için sektör temsilcileri, devlet kurumları ve yatırımcıların ortak hareket etmesi gerekiyor” diye konuştu.

Atılacak adımlar, doğal taş sektöründeki gelişmeleri belirleyecek
Madencilik sektörünün 2022 yıl sonu itibarıyla 6,5 milyar dolar seviyesinde olan ihracat rakamları, 2023 ve 2024 yıllarında geriledi. Ancak, sektör ihracat rakamlarının yükselmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Global pazarların daralması, madencilik izin ve ruhsat süreçlerinin uzun sürmesi ve harç bedellerinin yüksek olması gibi etmenlerin, sektörün önündeki en büyük engeller olarak dikkat çektiğini dile getiren Nejat Kordel, “2022 yılı sonu itibarıyla 6,5 milyar dolar olan ihracat rakamı, sistematik olarak 2023 ve 2024 yılında düşüş gösterdi. Bunların bazı nedenleri; global pazarların daralmasıyla bizler için geçerli olan maden arama ve işletme izin-ruhsat süreçlerinin çok uzun olması, harç bedellerinin çok yüksek olması veya bunların sonucunda izin alınamaması. Diğer taraftan doğal taş özelinde üretim; tekstil sektörü gibi bazı renk ve doku içeren taşların moda trendlerini takip etmesi bizim elimizi güçsüzleştiriyor. Bu negatif unsurlar göz önünde bulundurulduğu zaman yatırım yapacak müteşebbisler yatırım yapmaktan uzaklaştırıyor. Diğer taraftan finansa erişim, ruhsat süreçleri, mevzuat kaynaklı sorunların devam etmesi sebebiyle de doğal taş üretimindeki düşüşün devam edeceği öngörülüyor. Ancak, atılacak adımlarla birlikte özellikle doğal taş sektöründe güzel gelişmeler yaşanabilir” dedi.
“Doğal taşlar, sürdürülebilir inşaat uygulamalarında büyük bir rol oynuyor”
Doğal taş sektörünün, sürdürülebilirlik ve çevresel etkileri göz önüne alındığında, yapı sektörünün vazgeçilmez unsurlarından biri olmaya devam ettiğini kaydeden Kordel, doğal taşların avantajlarına dikkat çekerek şunları söyledi: “Doğal taşlar, kimyasal içermeyen ve doğaya zarar vermeyen yapısıyla sürdürülebilir inşaat uygulamalarında büyük bir rol oynuyor. Karbon ayak izini düşüren, düşük enerji tüketimi sağlayan ve uzun ömürlü olan bu malzeme, yeşil bina projeleri için ideal bir seçenek haline gelmiştir. Bugün dünya genelinde yapı sektörünün enerji tüketiminin %40’ını, sera gazı emisyonlarının ise %30’unu oluşturduğu düşünüldüğünde, doğal taş kullanımı çevresel etkileri minimize etmek için büyük bir fırsat sunmaktadır.”

Doğal taşlar, deprem riskine karşı dayanıklılık gösteriyor
Dayanıklılığı sayesinde binlerce yıllık tarihi yapılarda kendini kanıtlayan doğal taşın, aynı zamanda enerji tasarrufu sağlayarak binaların ısı yalıtımına katkıda bulunduğunu kaydeden Kordel, “Doğal taş kaplı binaların enerji tüketimi, tamamen cam kaplı binalara kıyasla çok daha düşük seviyelerdedir. Bunun yanı sıra, geri dönüştürülebilir olması da çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli bir avantajdır. Kullanım ömrünü tamamlayan taşlar, çimento ve kireç üretiminde yeniden değerlendirilebilir. Doğal taşın uzun ömürlü yapısı ve düşük bakım giderleri, onu ekonomik bir seçenek haline getiriyor. Aynı zamanda, estetik görünümüyle mimar ve tasarımcılar tarafından da sıklıkla tercih ediliyor” sözlerini kaydetti.
