Rüzgar türbinlerinden güneş enerjisi santrallerine, enerji depolama sistemlerinden offshore projelere kadar pek çok mega yatırımın arkasında yük mühendisliği kritik bir rol üstleniyor. Yük Mühendisliği Birliği (YMB) Başkanı Ahmet Altunkum, “Rüzgar türbinlerinden offshore projelere kadar sahadaki ağır ve geniş yüklerin taşınması, sürdürülebilir enerji yatırımlarının güvenli ve zamanında hayata geçirilmesini sağlıyor” dedi.
Yenilenebilir enerji ve düşük karbonlu sanayi yatırımları hız kazanırken, sahada bu projelerin güvenli ve verimli şekilde hayata geçirilmesini sağlayan yük mühendisliği hizmetlerinin rolü giderek kritik hale geliyor. Yük Mühendisliği Birliği (YMB) Başkanı Ahmet Altunkum, “Sürdürülebilir enerji dönüşümünü sadece üretim teknolojileri üzerinden okumak eksik olur. Bir rüzgar türbini veya enerji depolama sisteminin sahaya ulaşması ve kurulması yüksek mühendislik gerektiriyor. Bugün rüzgar enerjisi projelerinde kullanılan kanat uzunlukları 100 metreyi, kule ağırlıkları 1.500 tonları aşarken; offshore projelerde tek parça modüllerin ağırlığı 2–4 bin ton seviyesine ulaşıyor. Bu yükler, dijital simülasyonlar ve özel ekipmanlarla taşınıyor” dedi.
Dijital simülasyonlar sayesinde operasyonlarda daha az yakıt harcıyor
Yük mühendisliği operasyonlarının kendisinin de çevresel etkileri minimize edecek şekilde evrildiğine dikkat çeken Ahmet Altunkum, “Bir rüzgar santralinin karbon ayak izi sadece ürettiği temiz enerjiyle değil, kurulum sürecindeki planlamayla da şekilleniyor. Daha az fosil yakıt tüketen ekipmanlar, optimize güzergahlar ve dijital simülasyonlar sayesinde operasyonlar geçmişe göre %5–10 daha az yakıt harcıyor. Bu sayede bir projede 20–80 ton karbon salımı engellenebiliyor. Yeni nesil vinç sistemleri, modüler taşıyıcılar ve hibrit çözümler, büyük projelerde verimliliği artırıyor ve çevresel etkiyi azaltıyor” diye konuştu.

“Türk yük mühendisliği firmalarının büyük ölçekli projelerde yer alması bekleniyor”
Dünyadaki rüzgar yatırımlarının Türkiye’de de offshore sahalara kayacağı öngörülüyor. Ahmet Altunkum, “Offshore projeler, binlerce ton ağırlığındaki temeller, kuleler ve türbin bileşenlerinin deniz koşullarında taşınmasını ve montajını içeriyor. Yapılacak her mühendislik hatası, ciddi maliyet ve çevresel riskler doğurabiliyor. Bu nedenle yük mühendisliği, offshore yatırımlarda sürdürülebilirliğin en kritik güvenlik katmanı olacak. Türk yük mühendisliği firmalarının küresel ölçekte rekabete girerek büyük ölçekli offshore projelerde görev alması bekleniyor” sözlerini kaydetti.
50 milyar dolarlık büyüme potansiyeli
Türkiye’de yük mühendisliği sektörü, operasyonel kapasitesinin yanı sıra ekonomik boyutuyla da stratejik önemde. Altunkum, “Sektörümüz bugün 15 milyar dolar büyüklüğünde. Önümüzdeki 10 yılda enerji dönüşümü ve yenilenebilir yatırımlar sayesinde 50 milyar dolara ulaşabilir. Ancak büyüme, çevresel ve operasyonel riskleri azaltmakla mümkün. Bizim için sürdürülebilirlik; projeleri daha az kaynakla, daha güvenli ve çevresel etkisi düşük tamamlamak demek” ifadelerini kullandı.

Yük mühendisliği geleceği LES-EXPO 2026’da masada
Yük mühendisliği sektörünün sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve enerji dönüşümündeki noktası, 7–9 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek LES-EXPO 2026’da gözler önüne serilecek. Dünyanın yük mühendisliği hizmetlerine adanmış ilk ihtisas fuarı olan LES-EXPO 2026; üç kıtadan 200’ü aşkın firma ve 10 bini aşkın profesyoneli bir araya getirirken, 10 milyon Euro’luk ekonomik etki yaratması bekleniyor.
