Font

Ekskavatörlerde güvenlik teknolojileri nasıl gelişiyor, peki sırada ne var?

International Construction’ın Eylül 2026 sayısında yayımlanan habere göre, yirmi yıl önce ekskavatörlerde güvenlik büyük ölçüde operatörü korumaya ve makinenin fiziksel tasarımını geliştirmeye odaklanıyordu. Günümüzde ise makineler sahadaki kişileri algılayabiliyor ve kendi hareketlerine müdahale etmeye başlıyor.

HABER

Mayıs 2006’da Fransa’daki Intermat Fuarı’nda sergilenen JCB’nin yeni kompakt ekskavatör serisinde, makinenin dönüş alanı ve paletleri içinde kalmasını sağlayan, karşı ağırlığa sabitlenebilen katlanır bir kapı dikkat çekiyordu. Bu çözüm, üst yapının dar alanlarda dönüşü sırasında kapının sıkışmasını ve hasar görmesini önlüyordu. Günümüzde oldukça temel bir özellik gibi görünse de bu örnek, ekskavatör güvenliğinin son 20 yılda geçirdiği değişimi ortaya koyuyor.

Ekskavatörlerde güvenlik yaklaşımı, operatörü korumaya yönelik pasif önlemlerden makinenin çevresini izleyen ve çalışma alanındaki diğer kişileri de korumaya yönelik sistemlere doğru genişledi. Artık ekskavatörden yalnızca tehlikeyi görmesi değil, tehlikeyi algılaması ve gerektiğinde müdahale etmesi bekleniyor.

Ekskavatörler çevresini algılamaya başlıyor

Caterpillar Ekskavatör Pazar Uzmanı Brian Stellbrink, 20 yıl önce güvenlikte odağın ağırlıklı olarak operatör ve ekskavatörün fiziksel özellikleri olduğunu belirtiyor. Bu dönemde emniyet kemerleri, kabin korumaları ve operatörün tehlikeleri fark etmesini sağlayacak çözümler öne çıkıyordu. Stellbrink, görüş alanının da önemli bir konu olduğunu ve daha iyi görüş sağlamak amacıyla kabinlerin daha az çelik ve daha fazla cam kullanılarak güçlendirilmesine odaklanıldığını ifade ediyor.

2026’ya gelindiğinde ise geri görüş kameralarından 360 derece kuş bakışı görüş sistemlerine kadar gelişmiş kamera teknolojileri temel bir güvenlik özelliği haline geliyor. Skanska USA Civil West Çevre, Sağlık ve Güvenlik (EHS) Direktörü Todd Sutton III, bir zamanlar geliştirme olarak kabul edilen bu özelliklerin, giderek daha karmaşık ve yoğun çalışma ortamlarında sağladığı görüş kabiliyeti nedeniyle artık temel bir gereklilik olduğunu söylüyor.

Zoomlion Earthmoving Machinery Company ve Zoomlion Mining Machinery Company Genel Müdür Yardımcısı Wu Yuanfeng ise 360 derece görüş ile aktif çarpışma önleme teknolojisinin bir arada kullanılmasını, ekskavatör güvenliği üzerindeki “En büyük etkiye sahip tek gelişme” olarak değerlendiriyor.

Ancak kişiyi algılamak, güvenlik açısından tek başına yeterli olmuyor. Operatörün de uyarıyı fark etmesi ve buna karşılık vermesi gerekiyor. Balfour Beatty Asset & Technology Solutions Teknik Hizmetler Direktörü Kevin Randall, daha önce kullanılan sonar tabanlı araç çarpışma önleme sistemlerinin bir nesneyi algılayabildiğini ancak bunun her zaman insanların yaralanmasını önlemediğini belirtiyor. İnsan formu tanımanın ortaya çıkmasını “Oyunun kurallarını değiştiren” bir gelişme olarak nitelendiren Randall, sektörün bu teknolojiyi yeterince benimsememesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getiriyor ve OEM’lerin teknolojiyi benimseme konusunda yavaş kaldığını söylüyor.

Randall’a göre bu sistemler, insanların makinelere yaklaşım biçimini de değiştiriyor. Bir saha çalışanı makine tarafından algılandığında harici bir uyarı alırken operatör de kabin içerisinde bilgilendiriliyor. Randall, bunun çalışanın makineye fazla yaklaştığında risk altında olduğunu fark etmesini sağladığını, aynı zamanda operatörün de yaklaşan kişi hakkında bilgi sahibi olduğunu belirtiyor.

Sözcü, yeni ekskavatörlerde görsel kör noktaları ortadan kaldırmak için 360 derece panoramik görüş bulunduğunu ve yapay zeka destekli personel algılama sisteminin olay meydana gelmeden önce tehlikeleri belirlediğini ifade ediyor. Olayın meydana gelmek üzere olduğu durumda devreye giren akıllı çarpışma önleme sistemi ise sesli ve görsel uyarılardan hız sınırlamaya ve acil frenlemeye kadar çok seviyeli müdahale sağlıyor. Bunların kazayı önlemek için yeterli olmadığı durumda ise olay sonrası sürekli video kaydı, kaza sahasının yeniden oluşturulmasına olanak sağlıyor.

Skanska’dan Sutton, kazı hatalarını ve altyapı hatlarına zarar verme ihtimalini azaltmak için kazı kontrol sistemlerinin, çalışma başlamadan önce olası çakışmaları belirlemek için ise dijital planlamanın etkili çözümler olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte Sutton, davranışlardaki değişimin tamamını makine teknolojisine bağlamamak gerektiği konusunda uyarıyor. Modern sistemlerin çalışma biçimlerini değiştirdiğini söyleyen Sutton, operatör davranışındaki değişimde eğitimin, olay incelemelerinin ve projeler arasında edinilen deneyimlerin paylaşılması kültürünün de büyük payı olduğunu ifade ediyor.

Üretici, sektör istatistiklerinin ekskavatör kaynaklı ölüm ve yaralanmaların yarısından fazlasının kör noktalarda veya dönüş sırasında saha çalışanlarının makine tarafından çarpılmasıyla meydana geldiğini belirtiyor. Şirket ayrıca aktif algılama ve müdahale sistemlerinin bu tür olayları yüzde 80’den fazla azaltabileceğini öne sürüyor.

Zoomlion’dan Wu Yuanfeng ise gelecek 10 yılda ekskavatör güvenliğindeki temel yönelimin “Destekli uyarı” yönlendirmesinde “Aktif müdahale ve otonom karar alma” aşamasına geçeceğini öngörüyor. Wu, bunun “Algılama-karar-verme/uygulama-müdahale-öğrenme/gelişim” şeklinde akıllı bir kapalı çevrim oluşturacağını belirtiyor.

Çinli üretici XCMG ise gerçek zamanlı izleme ile devrilme uyarıları, bom düşmesine karşı koruma ve personel algılamaya dayalı hız kontrolü ve acil kilitleme gibi işlevleri mümkün kılmak amacıyla konum sensörleri, görüntüleme ve radar teknolojisi ile güvenlik mantığını bir araya getiren Intelligent Control Safety (ICS) sistemini geliştirdi. Şirketin Pazarlama Müdürü Ziqi Li, son 20 yıldaki güvenlik inovasyonlarının kaza risklerini azaltmaya odaklandığını, gelecek 10 yılda ise riskleri meydana gelmeden önce tahmin etme ve önleme yaklaşımının öne çıkacağını söylüyor. Li ayrıca çoklu sensörlerin bir arada kullanılması, 5G bağlantısı ve otonom teknolojilerin gelişimin bir sonraki aşamasını destekleyeceğini belirtiyor.

Ancak otomatik müdahale kendi mühendislik zorluklarını da beraberinde getiriyor. Özellikle yük taşıyan veya zorlu zemin koşullarında çalışan bir ekskavatörü durdurmak, gücü kesmek kadar basit olmayabiliyor. Randall, burada önemli olanın makineyi yalnızca durdurmak değil, kontrollü ve güvenli şekilde durdurmak olduğunu vurguluyor. “Çok hızlı durduğu için devrilmesini istemezsiniz” diyor.

Başka engeller de bulunuyor. SDLG sözcüsü, kamera ve radar sistemlerinin toz, yoğun yağmur, çamur veya zorlu aydınlatma koşullarında performansının düşebileceğini, bunun da yanlış uyarılara veya algılamaların kaçırılmasına neden olabileceğini belirtiyor. Sözcü ayrıca gelişmiş güvenlik ekipmanlarının daha küçük ekskavatörlere de yaygınlaştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.

Yuchai’nin bir sözcüsünün de kabul ettiği üzere bu sistemler hala görece yüksek maliyetli. Sözcü, akıllı güvenlik sistemlerinin yüksek maliyetinin özellikle daha küçük makinelerde yaygın olarak kullanılmalarını sınırladığını söylüyor.

Bununla birlikte Yuchai sözcüsü, güvenlik teknolojilerinde ne kadar ilerleme kaydedildiğine de dikkat çekiyor. Şirketin 20 yıl önce önemli ihracat modellerinden biri olan YC15-7’nin yalnızca “Nispeten temel” güvenlik özellikleriyle donatıldığını belirten sözcü, günümüzde ekskavatörlerin bu yapısal temelin üzerine akıllı güvenlik sistemlerini entegre ettiğini ifade ediyor. Yuchai Equipment’ın 2026 yılı ana ihracat modeli U60’ta geri görüş kameraları ve hareket alarmlarının standart ekipman olarak sunulduğunu belirtiyor.

Balfour Beatty’den Randall, fabrika çıkışında entegrasyon ve standart donanım olarak sunulmasının üretim hacimlerini artırarak maliyetleri düşürebileceğini savunuyor. “Eğer bu sistem ekipmanın mimarisine entegre edilirse maliyet daha az sorun haline gelir. Çünkü 100 adet yerine 10 bin adet üretmeye başlarsınız” diyor.

Yüklenicilerin de bu süreçte önemli bir etkisi bulunuyor. Sutton, müşterilerin güvenlik beklentilerini belirlediğini ancak belirli ekipman teknolojilerinin seçimi ve uygulanmasının yüzde 99 oranında yüklenici tarafından yönlendirildiğini söylüyor.

Güvenlik sistemleri çalışma alanını kapsıyor

Select Plant Hire Plant & Power Solutions İş Birimi Lideri Warren Wilkinson, ekskavatör güvenliğindeki yaklaşımın devrilmeye karşı koruyucu yapılar (ROPS) ve düşen cisimlere karşı koruyucu yapılar (FOPS) gibi çözümlerden güvenli yük göstergeleri (SLI), nominal kapasite göstergeleri (RCI) ile yükseklik ve dönüş sınırlamalarına doğru genişlediğine dikkat çekiyor. Wilkinson, başlangıçta ROPS gibi sistemlerle operatörün korunmasına odaklanıldığını, bugün ise makine-insan etkileşimi, şantiyedeki insanların korunması ve makinenin çevresindeki güvenlik bölgelerinin desteklenmesinin öne çıktığını ifade ediyor.

İnşaat çalışmalarının yapısındaki değişim de bu korumaya duyulan ihtiyacı artırıyor. Stellbrink; kısıtlı çalışma alanlarına, daha sıkışık proje takvimlerine ve aynı anda faaliyet gösteren daha fazla yükleniciye dikkat çekiyor. Projelerin çalışma temposunun arttığını belirten Stellbrink, aynı işte birlikte çalışan yüklenici ve eş zamanlı faaliyet sayısındaki artışın, makinenin dışındaki insanların güvenliğine duyulan ihtiyacı artırdığını söylüyor.

LiuGong’un bir sözcüsü de sektörün kabin merkezli pasif korumadan; ROPS, FOPS, emniyet kemerleri, alarmlar ve hidrolik kilitlerden aktif önleme ve kapsamlı çevre farkındalığına doğru ilerlediğini belirtiyor. Sözcü, 2006 civarında üretilen ekskavatörlerde güvenlik tasarımının kazalar meydana geldiğinde insanları korumaya odaklandığını ve temel olarak ROPS, FOPS, emniyet kemerleri ile güvenlik kilit kolları gibi pasif koruma ekipmanlarına dayandığını ifade ediyor. Günümüz LiuGong ekskavatörlerinde ise güvenliğin olay öncesi erken uyarı, olay sırasında müdahale ve olay sonrası izlenebilirlikten oluşan tam kapsamlı bir sisteme dönüştüğünü belirtiyor.

Makineler tehlikeli hareketlere müdahale ediyor

Ekskavatör güvenliği teknolojileri geliştikçe makineler için yeni bir yetenek ortaya çıkıyor: Tehlike algıladıklarında operatörün müdahalesini geçersiz kılabilme.

Randall, makineyi kontrol eden operatörün odağının kontrol etmek ve kazı yapmak istediği noktada olduğunu, bu nedenle çevresine veya birinin yaklaşabileceği yan tarafa her zaman bakamadığını belirtiyor. İnsan algılama teknolojisi bu sınırlamayı giderebiliyor ancak bir uyarı hala operatörün tepki vermesine bağlı. Bir sonraki aşamanın ise makinenin tehlikeye neden olan hareketi sınırlandırması olması bekleniyor.

SDLG’nin bir sözcüsü, son 20 yıldaki en dönüştürücü gelişmeler olarak 360 derece çevre farkındalığı, yapay zeka tabanlı insan algılama ve aktif frenleme sistemlerini gösteriyor. Aktif algılama ve müdahale sistemlerinin tehlikeleri önceden belirleyerek kazaları proaktif şekilde önlediğini belirten sözcü, bu sistemlerin özellikle kör noktalar ve dönüş sırasında meydana gelen çarpışmalarla ilgili yaygın kazalara doğrudan çözüm getirdiğini söylüyor.

Güvenlik teknolojileri entegre hale geliyor

Teknolojilerin gelişmesiyle birlikte bu sistemlerin nasıl kullanılacağı da yeni bir sorun alanı oluşturuyor. Yükleniciler; yükseklik ve dönüş sınırlayıcıları, insan formu tanıma, makine kontrolü ve kamera sistemlerini farklı tedarikçilerden temin edebiliyor. Wilkinson, sistemlerin çoğunun sonradan monte edilen üçüncü taraf çözümler olduğunu ve bunun sonucunda makinelerde çok sayıda farklı kurulumla karşılaşıldığını belirtiyor.

Farklı sistemlerin kabin içerisine ayrı ekranlar getirmesi, dikkat dağınıklığı yaratabiliyor ve üreticilerin onlarca yıldır geliştirmek için çalıştığı görüş alanını olumsuz etkileyebiliyor. Stellbrink, Caterpillar’ın bu konuda müşterilerini dinlediğini belirtiyor. Şirketin insan algılama kamerası, ayrı bir monitör gerektirmek yerine standart makine ekranına entegre ediliyor.

Stellbrink, piyasada iyi çözümler bulunmasına rağmen kısa süre içinde kabinde dört veya beş farklı ekranla karşılaşılabildiğini belirtiyor. Yüklenicilerin ise kabinde daha az karmaşa, makinenin monitörüne ve joystick kontrollerine daha fazla entegrasyon istediğini ifade ediyor. “Üretici olarak biz de bu doğrultuda hareket ediyoruz” diyor.

Operatör tehlikeli alanlardan uzaklaşıyor

Ekskavatör üreticilerinin bir diğer hedefi ise operatörü tehlikeli çalışma ortamlarından tamamen uzaklaştırmak.

Uzaktan kumanda sistemleri, operatörü kabine almadan makinelerin dengesiz zeminlerin, suyun, taş ocağı aynalarının ve kirlenmiş alanların yakınında çalışmasına olanak sağlıyor. Liebherr-France Ürün Yönetimi Başkanı Thomas Haas, gelecekte bu tür senaryolarda operatörlerin risk altında kalmayacağı bir çalışma düzeninin mümkün olduğunu düşünüyor. Haas, uzaktan operasyon çözümlerinin makinelerin tehlikeli veya kirlenmiş ortamlarda güvenli şekilde kullanılmasını sağlayarak personel açısından riskleri azaltacağını belirtiyor. Daha ileride ise otonom makinelerin operatörleri tehlikeli çalışma alanlarından tamamen uzaklaştırma potansiyeline sahip olduğunu ifade ediyor.

Birçok OEM, uzaktan operasyon ve otomasyon teknolojilerini madencilikte halihazırda uyguluyor. Ancak kontrollü bir maden sahasından veya gösterim alanından gerçek bir şantiyeye geçiş oldukça büyük bir adım.

Randall, insan-makine arayüzünün çevresinin farkında hale getirilmesinin otonomi yolunda önemli bir adım olduğunu belirtiyor. Ancak madenciliğin bugün bir şantiyede yaşananlardan oldukça farklı olduğunu vurgulayan Randall, otonominin bir şantiyede çalıştığını kanıtlamanın çok büyük bir sıçrama olacağını söylüyor.

Şimdilik uzun vadeli hedef otonom ekskavatörlerden ziyade bağlantılı bir güvenlik sistemi olabilir. SDLG, ekskavatörlerin konum ve çalışma verilerini çalışanların giyilebilir cihazları, diğer makineler ve saha yönetim platformlarıyla paylaşmasını öngörüyor.

Bu yaklaşım, LiuGong’un güvenliğin geleceğine yönelik öngörüsüyle de benzerlik taşıyor. Şirket, sektörün önümüzdeki 10 yılda “Tek makine güvenliği” anlayışından “Grup güvenliği” anlayışına geçeceğini öngörüyor. LiuGong sözcüsüne göre şantiyedeki tüm makineler gerçek zamanlı olarak iletişim kurarak konum, hız ve hareket niyetini paylaşacak. Böylece bir ekskavatör döndüğünde çevresindeki yükleyiciler ve kamyonlar otomatik olarak bundan kaçınabilecek.

JCB’nin katlanır kapı çözümünün ortaya çıkışından 20 yıl sonra üreticiler ve yükleniciler, makinenin ve çevresindeki herkesin etrafında görünmez bir koruma sınırı oluşturmak için çalışıyor.

Bundan sonraki temel zorluk ise ekskavatörün ne kadar sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirlemek ve sistemleri tüm inşaat sektöründe kullanılabilecek kadar güvenilir, entegre ve erişilebilir maliyetli hale getirmek olacak.

çeka ocak

fgrgerg