

MAKALE
WRI Türkiye Ulaşım & Yol Güvenliği Kıdemli Yöneticisi Celal Tolga İmamoğlu, “Makinenin En Değerli Parçası Onu Kullanacak İnsan” başlıklı yazısında, iş makinelerinde gelişen teknolojilerin nitelikli operatör ve teknisyen ihtiyacını artırdığını, mesleki eğitimin ve sürekli gelişimin sektörün geleceği açısından taşıdığı önemi ele alıyor.
Makinenin en değerli parçası: Onu kullanacak insan


Celal Tolga IMAMOGLU - WRI Türkiye Ulaşım & Yol Güvenliği Kıdemli Yöneticisi
vv
ABD’de müteahhitleri temsil eden AGC ile inşaat sektöründe eğitim çalışmaları yürüten NCCER, 3 Eylül 2026’da yıllık iş gücü araştırmalarının sonuçlarını açıkladı. Temmuz ve ağustos aylarında 1.830 kişinin katıldığı araştırmaya göre firmaların yüzde 87’sinde saha çalışanları için açık pozisyon bulunuyor. Eleman arayan firmaların yüzde 88’i ise bu pozisyonları doldurmanın bir yıl öncesine göre en az aynı ölçüde zor olduğunu belirtiyor.
Bence araştırmanın asıl dikkat çekici tarafı, çalışan bulmanın ötesinde nitelikli çalışan bulma sorunu. Katılımcıların yarısı, iş başvurusu yapan kişilerin gerekli beceriye veya mesleki belgeye sahip olmadığını söylüyor. Yani mesele yalnızca yeterli sayıda insan bulmak değil, işi yapabilecek bilgi ve deneyime sahip kişileri yetiştirmek.
Bu rakamlar ABD’ye ait ve doğrudan Türkiye’ye uyarlanamaz. Ancak iş makineleri sektörünün karşı karşıya olduğu bir gerçeği hatırlatıyor. Bugünün ekskavatörü, silindiri veya asfalt finişeri geçmişe göre çok daha gelişmiş elektronik sistemlerle çalışıyor. Bu makineleri verimli kullanmak için operatör deneyimi kadar teknolojiyi tanımak da gerekiyor. Bakım ve onarımda ise mekanik bilgiye artık elektronik sistemleri ve arıza teşhis cihazlarını kullanabilme becerisi eşlik ediyor.
Nitelikli operatör ve teknisyen eksikliği, şantiyedeki iş programını doğrudan etkileyebilir. Bir makinenin uzun süre çalışamaması diğer işleri de geciktirir ve maliyetleri artırır. AGC araştırmasında da iş gücü eksikliği, proje gecikmelerinin en sık belirtilen nedeni olarak öne çıkıyor. Altyapı projelerinde makinelerin sayısı, kapasitesi ve çalışma süreleri ayrıntılı biçimde planlanırken bu makineleri kullanacak ve bakımını yapacak insanların yetiştirilmesine de aynı önemin verilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu nedenle eğitimi ek bir maliyet olarak görmek doğru değil. Yükleniciler çalışanlarının mesleki gelişimini desteklemeli, üreticiler ve distribütörler eğitim programlarını sürdürmeli, meslek okulları da sektörün değişen ihtiyaçlarına uyum sağlamalı. Özellikle yeni teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte eğitim, tek seferlik bir süreç olmaktan çıkıyor.
Türkiye’de de bu konuda bir adım atıldı. 23 Mart 2026’da yayımlanan düzenlemeyle ekskavatör operatörlüğü ile iş makinesi bakım ve onarımcılığı, Mesleki Yeterlilik Belgesi zorunluluğu getirilen meslekler arasına alındı. Belgeden muaf olmayan çalışanlar için on iki aylık geçiş süresi tanındı. Bu düzenleme önemli; ancak asıl hedef, belge almanın ötesinde sürekli öğrenmeyi ve mesleki gelişimi desteklemek olmalı.
Bir şantiyeye birkaç ay içinde yeni makineler getirilebilir. Deneyimli bir operatör veya iyi bir bakım teknisyeni ise yıllar içinde yetişir. Sektörün geleceğini planlarken bu farkı gözden kaçırmamak gerekiyor.
