Font

MAKALE

WRI Türkiye Ulaşım & Yol Güvenliği Kıdemli Yöneticisi Celal Tolga Imamoglu, “Yeşil dönüşüm şantiyeye indi: Elektrikli iş makinelerinde yeni çağ” başlıklı makalesinde çevre ve karbon emisyonunu azaltan çözümler hakkında bilgiler paylaşıyor.

Yeşil dönüşüm şantiyeye indi: Elektrikli iş makinelerinde yeni çağ

Man in shirt, tie, and suspenders speaking at a World Resources Institute workshop.

Celal Tolga IMAMOGLU - WRI Türkiye Ulaşım & Yol Güvenliği Kıdemli Yöneticisi

vv

Avrupa şantiyelere yöneldi

Avrupa şehirleri trafikte emisyonu azaltırken şimdi yeni bir kaynağa odaklanıyor: şehir içi şantiyelerde çalışan dizel makineler. Ekskavatörler, yükleyiciler, jeneratörler ve diğer non-road mobile machinery (NRMM) ekipmanları, sayı olarak otomobiller kadar görünür olmasa da özellikle kent merkezlerinde hava kalitesi, gürültü ve karbon politikalarının yeni gündemi haline geldi. Avrupa Çevre Ajansı verilerine göre NRMM kaynaklı emisyonlar özellikle NOx ve partikül madde (PM) açısından birçok ülkede dikkat çekici seviyelere ulaşıyor. Bazı kent envanterlerinde, ulaştırma bağlantılı emisyonların %5–15 bandına denk etki oluşturabildiği belirtiliyor.

Bu nedenle Oslo, London, Amsterdam ve Paris gibi şehirler şantiyeleri de temiz ulaşım politikalarının parçası haline getiriyor.

Gerçek örnekler ne diyor?

Oslo belediyesi, kamu projelerinde sıfır emisyonlu şantiye uygulamalarında Avrupa’nın öncülerinden biri oldu. Şehirde bazı belediye projelerinde elektrikli ekskavatörler ve bataryalı saha ekipmanları kullanıldı. Amaç, 2030 iklim hedefleri kapsamında kamu yatırımlarının da emisyon azaltımına katkı vermesi.

London ise özellikle NRMM ekipmanları için düşük emisyon standartları ve kayıt sistemi uyguluyor. Eski motorlu makinelerin şehir içinde kullanımına kısıtlar getiriliyor. Bu uygulama özellikle yoğun nüfuslu bölgelerde hava kalitesi baskısından doğdu.

Amsterdam ve Hollanda genelinde ise birçok kamu ihalesinde “zero-emission construction site” kriterleri giderek daha fazla öne çıkıyor. Özellikle kanal, yol ve kentsel altyapı projelerinde elektrikli saha ekipmanları deneniyor.

Üreticiler hazırlandı

Volvo Construction Equipment, JCB, Komatsu ve Liebherr gibi üreticiler son yıllarda elektrikli mini ekskavatör, kompakt yükleyici ve hibrit ürün gamlarını büyüttü. İlk dönüşümün özellikle 1–8 ton segmentinde başlaması tesadüf değil. Bu makineler şehir merkezinde kısa vardiya, dar alan ve düzenli şarj koşullarına daha uygun.

Birçok saha uygulamasında elektrikli kompakt makinelerin gürültü seviyesini belirgin şekilde azalttığı, bakım ihtiyacını düşürdüğü ve enerji maliyetlerinde avantaj sağladığı raporlanıyor.

Türkiye için ne anlama geliyor?

Türkiye’de elektrikli iş makineleri henüz yaygın değil; ancak pazarın kapısı açılmış durumda. Bazı distribütörler kompakt elektrikli mini ekskavatör ve küçük yükleyici modellerini ithal etmeye başladı. Büyük tonajlı makinelerde ise yüksek ilk yatırım maliyeti, batarya kapasitesi ve hızlı şarj altyapısı nedeniyle geçiş daha yavaş ilerliyor.

Bugün Türkiye’de doğrudan elektrikli şantiye zorunluluğu getiren ulusal bir mevzuat bulunmuyor. Ancak Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon raporlaması, sürdürülebilir kamu alımları ve uluslararası finansman kriterleri nedeniyle özellikle büyük altyapı projelerinde çevresel ekipman beklentisi artacaktır. Avrupa’da iş yapan Türk müteahhitleri için bu artık yalnızca çevresel tercih değil, ihale rekabeti meselesidir.

Ayrıca Türkiye’de büyüyen makine kiralama pazarı, elektrikli ekipmanların satın alma yerine operasyonel modelle yayılmasını hızlandırabilir.

İstanbul için sessiz fırsat

Istanbul, Ankara ve Izmir gibi şehirlerde metro inşaatları, raylı sistem uzatmaları, kentsel dönüşüm alanları ve gece yol bakım çalışmaları düşünüldüğünde düşük gürültülü makineler önemli avantaj sağlayabilir. Özellikle gece operasyonlarında daha sessiz ekipman kullanımı, çalışma süresini uzatabilir ve mahalle şikâyetlerini azaltabilir.

Sonuç

Dizel makineler kısa vadede tamamen ortadan kalkmayacak. Ancak Avrupa’dan gelen mesaj net: şehir merkezinde rekabet avantajı artık yalnızca beygir gücüyle değil, emisyon performansı, sessizlik seviyesi ve operasyon verimliliğiyle de ölçülecek. Türkiye için soru artık “elektrikli iş makineleri gelir mi?” değil, “hangi firmalar bu dönüşüme önce hazırlanacak?” sorusudur.