İnşaat ve iş makineleri sektöründe yaşanan gelişmeleri, 27 yıldır hiç ara vermeden okuyucularına aktaran Makina Market, hala ilk sayıdaki heyecanı ile yayın hayatını sürdürüyor.
Abonelik Formu
Abonelik Formu

AB inşaat sektörü yeniden büyürken Türkiye lokomotif rol üstleniyor

Avrupa Birliği inşaat sektörü 2026’da yeniden büyüme sürecine girerken, Türkiye yüksek büyüme hızıyla toparlanmanın lokomotifi oluyor. ING’ye göre AB genelinde üretim artışı yüzde 1,5 seviyesinde gerçekleşirken, güven göstergelerindeki iyileşme ve artan yatırımlar özellikle Türkiye başta olmak üzere altyapı ve konut projelerini öne çıkarıyor.

ING tahminlerine göre 2026 yılında inşaat üretiminde en güçlü artış Türkiye’de gerçekleşecek. Türkiye’nin yüzde 6’lık büyüme oranıyla Avrupa’nın açık ara en hızlı büyüyen inşaat pazarı olması bekleniyor. Türkiye’yi yüzde 3 ile Polonya, yüzde 2,5’lik artışlarla Almanya ve İspanya takip ediyor. Avrupa’daki tüm büyük pazarlarda büyüme öngörülürken, Belçika, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerde artış hızının daha sınırlı kalarak yaklaşık yüzde 0,5 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.

Güven göstergeleri toparlanmanın başladığını işaret ediyor

ING İnşaat Sektörü Kıdemli Ekonomisti Maurice van der Sante, 2026 yılında AB inşaat sektöründe yeniden büyüme beklendiğini ve üretimin yüzde 1,5 artacağını ifade ediyor. Van der Sante’ye göre sektör güven endeksi halen negatif bölgede yer alsa da Aralık ayında ölçülen eksi 3,3 seviyesi, son iki yılın en yüksek değeri olarak öne çıkıyor. Bu tablo, sektörün dip seviyeleri geride bıraktığına dair güçlü bir sinyal olarak değerlendiriliyor.

Yüksek faizler ve maliyet baskısı sektörü zayıflatıyor

Avrupa inşaat sektörü son yıllarda yüksek faiz oranları, düşük tüketici ve yatırımcı güveni ile artan girdi maliyetlerinin etkisi altında kaldı. Bu süreçte özellikle konut ve konut dışı bina inşaatları, sektörün genel performansını aşağı çeken ana unsurlar oldu. Yavaşlayan proje başlangıçları ve ertelenen yatırımlar, birçok ülkede makina ve ekipman talebinin de zayıf seyretmesine yol açtı.

Altyapı yatırımları sektöre denge unsuru oluyor

Konut ve ticari bina tarafındaki zayıflığa karşın altyapı projeleri, sektörün ayakta kalmasında belirleyici rol oynadı. Renovasyon, sürdürülebilirlik ve enerji dönüşümüne yönelik yatırımlar, inşaat hacmini destekleyen başlıca kalemler olarak öne çıktı. Özellikle ulaşım, enerji ve çevresel altyapı projeleri, makina parklarının kullanımını canlı tutan alanlar oldu.

Konut piyasasında toparlanma sinyalleri güçleniyor

2025 yılının başından itibaren Avrupa genelinde yeni yapı ruhsatlarında artış gözlenmeye başladı. Büyük şehirlerde giderek derinleşen konut açığı talebi desteklerken, yapı malzemeleri fiyatlarındaki artışın büyük ölçüde durması da yeni projelerin önünü açtı. Bu gelişmeler, hem müteahhitlerin hem de inşaat makineleri ve ekipman üreticilerinin orta vadeli beklentilerini olumlu yönde etkiliyor.

Kamu destekli programlar konut üretimini hızlandırıyor

Bazı Avrupa ülkelerinde hükümetler, konut arzını artırmak amacıyla özel programları devreye alıyor. Almanya’da uygulamaya konulan “Bau-Turbo” programı, planlama ve ruhsat süreçlerini hızlandırarak yeni projelerin daha kısa sürede hayata geçirilmesini hedefliyor. Avrupa Komisyonu ise Aralık 2025’te açıkladığı Avrupa Uygun Fiyatlı Konut Planı ile mevcut yıllık 1,6 milyon konut üretimine ek olarak her yıl 650 bin yeni konutun devreye alınmasını amaçlıyor.

Altyapı yatırımları büyümeyi 2026 sonrasına taşıyor

Enerji iletim hatları ve dijital altyapıya yönelik yatırımlar, altyapı sektöründe büyümenin devam etmesini sağlıyor. Hollanda’da altyapı inşaat hacminin son yılların en güçlü artışını göstererek yaklaşık yüzde 7 oranında büyüdüğü tahmin ediliyor. Ancak 2026 yılında bu hızın bir miktar yavaşlaması bekleniyor. Almanya’nın açıkladığı 500 milyar avroluk altyapı fonunun ise bürokratik engeller nedeniyle kısa vadede sınırlı etki yaratacağı, yeni projelerin piyasaya 2026’nın sonlarına doğru yansıyacağı öngörülüyor.

Konut dışı binalarda tablo karmaşık kalıyor

Toplam AB inşaat üretiminin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan konut dışı bina segmentinde farklı dinamikler etkili oluyor. Sağlık ve eğitim yapılarında yatırımlar görece dayanıklılığını korurken, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı yenileme projeleri destekleniyor. Buna karşılık ofis binalarında yeni projelere yönelik ruhsatlarda sert bir düşüş yaşanıyor. Hibrit çalışma modelinin kalıcı hale gelmesi ve ekonomik belirsizlikler, ofis yatırımlarını baskılamaya devam ederken, imalat sektöründen gelen yeni siparişlerin de yüksek enerji fiyatları ve küresel rekabet nedeniyle beklentilerin altında kaldığı belirtiliyor.

Total
0
Shares
Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ÖNCEKİ HABER

BOMAG, finişer segmentindeki varlığını güçlendiriyor

SONRAKİ HABER

Abdullah Altunkum, DEİK Türkiye – Katar İş Konseyi Başkanlığı’na seçildi

BENZER HABERLER
Total
0
Share